Hızlı Okuma

HIZLI OKUMA

İlkokullarda okuma yazma öğretimi verildikten ve sizler okumayı öğrendikten hemen sonraki evre; hızlı okuma becerisini geliştirmek olmalıdır. Okuma herkesin kazanabileceği bir beceridir. Ve kazanıldıktan sonra mutlaka geliştirilip, hızlandırılması gereken bir beceridir. Çünkü okuduğunuzu hızlı anlamakiçin, hızlı okumanızgerekir.

Eskiden öğretmenlerimiz bizlere; “Haydi çocuklar! Kitabımızı açalım, yavaş yavaş, tane tane okuyalım.”derlerdi. Bunun yanlış bir yöntem olduğunu şimdi daha iyi anlamaktayız. Çünkü yavaş okursak yavaş, hızlı okursak hızlı anlarız. Yapılan araştırmalara göre, okumayı hızlandırıcı çalışmalar yapan öğrencinin okuma ve anlama hızları 4-5 kat arttığı görülmüştür.

Hızlı okuyan öğrenciler, karşılaştıkları problemlere daha hızlı çözüm bulurlar. Hızlı okumayan bir öğrenci, 60 dakikada 60-70 soru çözebiliyorsa, hızlı okuyabilir ise aynı öğrenci, aynı sürede 180-200 soru çözebilir. Böylelikle çözdüğü soru miktarı 3 basamaklı olan öğrencinin, hızlı okuyup soruları hızlı çözdüğü için özgüveni gelişir. Biliyoruz ki, özgüveni gelişmiş birbireyin başaramayacağı hiçbirşeyyoktur.

Hızlı okuyan bir öğrenci ödevlerini daha kısa sürede bitirir. Kısa sürede ödevlerini bitirdiği için kalan zamanını farklı çalışmalara ayırabilir. (Zevk aldığı işlerle uğraşabilir.)
Hızlı okuyabilen bir öğrenci bu hızın farkına varacağından haftada 2 kitap okuyor ise 4 kitap okuyacaktır. Okuduğu kitap sayısı arttıkça kelime hâzinesi de gelişecektir.

Okuması hızlı olan öğrenci, daha mutlu olacak ve donuk bakışlı gözler uçup gidecektir. Öğretmenini daha hızlı takip edecek, dersleri daha iyi anlayacak, dersi daha iyi anlayan öğrencinin derse yoğunluğu artacak, başardığını hissedecek ve başarının ardına düşecektir. Bizler birey olarak bir işi başarıyorsak; onun peşine düşeriz. O başarıyı tekrarlamak isteriz.

Her alanda başarılı olan insanlar, kitapların yönettiği bu dünyada, kitap okumaya verdikleri önem sayesinde başardıklarını her fırsatta dile getirmişlerdir.

Yıllar geçtikçe hafızamızı, zihnimizi daha az kullanmaya başladık. İnsan beyni ile bir bilgisayarı kıyasladığımızda bilgisayarın yapabileceklerinin, insan beyninin yapabileceklerinin yanında okyanusta damla olacağını unutmayalım. Beynimizin kapasitesi tahmin ettiğimizden çok daha fazladır. Maalesef bunun farkında değiliz. İnsanoğlu eğer isterse beynini daha verimli kullanıp daha iyi işler başarabilir. Bunun anahtarı çok ve hızlı okumaktır.

Yanlış Okuma Tutum ve Davranışları

He-ce-le-me
Okumayı heceleyerek anlamaya çalışmak ya da seslendirmek gerek algılama, gerekse zaman yönünden sakıncalıdır. Çünkü düşünce herhangi bir şeyi bütün olarak algılar. Hecelemeden dolayı düşünce sistemleri arasında tam olarak bir bütünlük sağlanmadığı zaman gerek dil becerilerinin gelişimi, gerekse kavrama kabiliyeti zarara uğrayabilmektedir. Bu engel, fonksiyonel okumanın dışına çıkarak istendik okuma davranışının önüne set çekmektedir. Bu yanlış okuma oldukça yorucu bir okumadır. Heceleyerek okuma, okuma hızı açısından engelleyicidir. Bunun yerine bütünü görme yoluna gidilmelidir. Heceleme davranışı, öğrenmekle öğrenmeme arasında kalan bir süreçtir, ilk okuma döneminde tümevarım yönteminin kullanılması bu sonucu doğurmuş olabilir. Harften heceye, heceden sözcüğe, sözcükten cümleye doğru bir sıra izlenirse heceleme davranışı oluşabilir. Bu durum hızlı okumayı ve anlamayı düşürür. Heceleme tekniği, bütün olarak kavrama yaklaşımına ters düşmektedir. Çünkü beynin hızı, görme hızından daha fazladır. Hecelemede beyin yorulur ve okuma zevki körelir.

Çözüm Önerileri:

Kelime Kelime Okuma
Okuma işlemini yapan beynimizdir. Göz, gördüklerini beyne iletir. Beyin gelen bilgileri deşifre edip sıraya koyarak birbiriyle ilişkilendirir. Eğer sizler bir defada bir kelime okuyorsanız; bu, yavaş okumanıza ve anlamı kaçırmanıza neden olur. Çünkü beyne ne kadar fazla bilgi gönderilirse beyin o kadar hızlı hareket eder.

Gözde iletkenlik işlevini kelimelerin üzerinden kayarak değil sıçrayarak yapar. Göz bir duruş ve sıçrayış sırasında beyine ne kadar çok kelime gönderirse sizin anlama düzeyiniz de o kadar artar.

Diyelim ki on beş kelimelik bir cümleyi okuyan biri eğer kelime kelime okuyorsa gözü on beş kez sıçrama yapacak, bu ağırtempoda gözden çok daha hızlı hareket eden beyin sabırsızlık göstererek okunan cümleye ilgisini kaybedecektir. Böylece uzun bir cümlenin okunuşunda cümlenin sonuna gelindiğinde cümlenin başıyla ilişki kopmuş olduğu için kişi cümleyi tekrar baştan alarak okumaya çalışacaktır. Oysa ki kelime kelime okuma yerine göz bir defada anlamlı 2-3 kelime gönderecek olursa beyin tarafından anlamlı kelime grupları arasındaki ilgi çok çabuk kurulacak, böylece geri dönüşlerin önüne geçilip anlayarak okuma sağlanmış olacaktır.

Çözüm Önerileri:

Geriye Dönüp Tekrar Okuma
Okumadaki bu yanlış alışkanlık, kelimeyi anladığınız halde kendinize güvensizlik, tereddüt ve bir daha okursam, daha iyi anlarım gibi birtakım engellerinizden kaynaklanmaktadır. Bu durum sîzlerin okuma hızını yavaşlattığı gibi algılama durumunu da azaltır. Tekrar geri dönüşlerle yapılan okuma, konuya karşı dikkatin ve ilginin bir süre sonra azalması ve okumanın zevk alınmayan faaliyet hâline gelmesine yol açar. Böylece kısa bir sürede okunup anlaşılacak bir metnin uzun sürede elde tutulması sizleri okumadan soğutacağı gibi beynin ağır tempodan sıkılarak başka konulara yönel meşine de yol açar.

Çözüm Önerileri:

Anlamı Kaçırma, İlgisizlik ve Yoğunlaşamama:
Okuduğunuz parçada anlamını bilmediğiniz kelimeler ve kavramlarla sık sık karşılaşıyorsanız okumaya karsı ilgisizlik ve isteksizlik giderek artar, bu durum algılama seviyenizi düşürür. Okunan parçaların anlaşamamasına, anlaşılmama da metne yönelik zaman kayıplarına neden olur. Artık okunan metinden çok günlük başka işlere veya sorunlara doğru ilginin yönelmesi söz konusudur, ilginin okunan parçadan başka şeylere yönelmesi metne yoğunlaşmayı da olumsuz yönde etkileyecek, okuma isteğinizi azaltacaktır. Bu sorunla karşılaşmamak için sizlere önerilerimiz var

Çözüm Önerileri:

Dudak Kıpırdatma (Mırıldanma);
Dudak kıpırdatarak yapılan okumalar, okuma hızınızı düşürerek anlamayı olumsuz etkilemektedir Sesli okuma döneminde, sessiz okumaya yeterince yer verilmediğinden bu problem ortaya çıkmaktadır.

“Sesli okuma, özellikle temel eğitimin birinci kademesinde üzerinde önemle durulması ve mutlaka kazandırılması gereken temel dil becerilerindendir . “Bu dönem sağlıklı bir şekilde geçirildikten sonra sesli okumaya daha fazla yer verilmemelidir. Sesli okumada gözle algılanıp zihinle kavranan sözcük veya sözcük kümeleri dil yardımıyla seslendirilir. Bu alışkanlık sürekli devam ederse sessiz okuma düzeninde de bu yanlış okuma ortaya çıkar.

Çözüm Önerileri:

İçten Sesli Okuma (Kafa Sesi):
Sadece çocukların değil yetişkinlerin de genellikle yaptıkları bir yanlış okuma tutumu da ağız kapalı olarak yapılan iç seslendirmedir, iç seslendirme alışkanlık haline getirilmişse normal okumada bir fren vazifesini yerine getirerek okuma temponuzu geriletir. Diğer bir yanlış davranış durumu da sadece belli kelimeler üzerinde yapılan iç seslendirmedir. Okuma esnasında size çok ilginç ve önemli gelen kelimeler üzerinde duraklarsınız, gözleriniz o noktada sabitleşir, nefes tutulur ve iç seslendirme yaparsınız.

Çözüm Önerileri:

Anlayamama Endişesi
Genellikle seviye üstü metinlerin verilmesi sonucu oluşan bir davranıştır. Okuma engelleriyle karşılaşan okuyucu kendine olan özgüvenini yitirir. Bu durum okuyucunun okuma psikolojisini olumsuz etkiler, zihinsel olarak bireyin okuma becerisi kazanmasını engeller. Okuyucunun bu durumu aşamaması zamanla bir refleks şekline gelerek okumadan uzaklaşmaya sebep olur. Bundan dolayı bazı öğrenciler okuldan soğumakta ve hatta okul hayatlarına nokta koyabilmektedir.

Çözüm Önerileri:

Okunanı Sessiz Takip Etme
Sessiz okuma süresince gözyazıyı tanır tanımaz algılar ve uzun ya da kısa süreli belleğe gönderir. Bu algılama hızlı okuma ve anlamayı olumlu etkiler. Yanlış olan ise okunan metinleri okuyucunun içinden sesli okuyarak takip etmesidir. Bu yanlış okuma tutumu, hem okuma hızını hem de algılamayı olumsuz etkiler.

Çözüm Önerileri:

Okumayı Etkileyen Yanlış Alışkanlıklar ve Dış Faktörler

 

Parmaklarla Takip;
ilk okuma döneminden kalan bir yanlış alışkanlıktır. Okuyucu satırları , kaybetmemek için bu yola başvurmaktadır. Okuma hızını ve anlamayı olumsuz etkiler Bu davranış, hızla giden gözleri engelleyerek hem beyin-göz hem de beyin-algılama zincirini olumsuz etkiler. Bu bakımdan “göz-ses uzaklığı’ nı becerilerin kazandırıldığı dönemde aşılamalı ve beyin-göz takibi sağlanmalıdır. Böylece “göz-ses uzaklığı” dengelenirse okuma hızı artar.

Çözüm Önerileri:

Göz – Başla Takip;
Baş ve vücut hareketleriyle satırları takip etmek göz – satır mesafesini bozmaktadır. Bu durum gözü yorduğu gibi beyni de yormaktadır. Bu davranış, parmakla yapılan takip gibidir. Kelimeleri göz ya da başla takip ederek tek tekokuma, okuyucunun dikkatini dağıtacağı gibi algılama süresini de uzatır.

Çözüm Önerileri:

Amaçsız Okuma
Neyi elde edeceğini ya da neyi aradığını bilmeden yapılan okumadır. Temel okuma alışkanlıklarını edinemeyen kişilerde görülür. Bu durum düzensiz beslenen insanlar gibi her türlü abur cuburu yemeye benzer. Doğru yönlendirme olmadığından bazen çokfazla zaman kaybına neden olabilmektedir.

Çözüm Önerileri:

Seviye Üstü Metinler:
Okuma hızı, metinlere göre değişir. Düzey üstü metinler okuyucunun hızını ve anlamasını etkiler. Okuyucuları söz dağarcığı ve hazır bulunuşluk açısından olumsuz bir davranışa iter. Öz güveninizi yitirmenize sebep olabilir.

Çözüm Önerileri:

Metin – Göz Mesafesini Ayarlama
Metin-göz mesafesini ayarlama, ilk okuma eğitimi sırasında kazanılması gereken bir davranıştır. Bu dönemdeki dik oturma ya da mesafeyi tam olarak ayarlama alışkanlığı olmadığı durumlarda çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Göz çabuk yorulur ve zarar görür.
Birey, okuma becerisini kazanıp kazanmama korkusuyla uğraşırken okuma materyallerini çok farklı şekillerde kullanabilir. Okuma parçasının kendisinden uzak olması, şifreleri çözememe ve anlayamama endişesi doğurabilmektedir.

Çözüm Önerileri:

Ortam Engeli
Okuma ortamı, okumanın gerektirdiği okuma materyallerinden yoksun olduğu zaman, okuyucunun isteğini arttıran ve motive eden temel etkenler olmayacaktır. Bu eksiklik, okuma hızını ve anlamayı olumsuz etkileyecektir. Ortamın araç-gereçlerden yoksun olması sizleri yanlış okuma davranışlarına yöneltebilir.

Çözüm Önerileri:

Öğretmen Faktörü “Çiçek Ol”..
Okuma sırasında, öğretmenin öğrencileri herhangi bir şekilde sınırlandırması doğru değildir. Bu durum hem algılamayı hem bedensel hareketleri kısıtlar. Serbest düşünme ve hayal etme gücünü engeller. Okuma isteğini azaltır.

Çözüm Önerileri:

hogan outlet golden goose outlet nike tn pas cher golden goose pas cher golden goose pas cher golden goose pas cher golden goose pas cher golden goose pas cher golden goose outlet golden goose outlet golden goose outlet golden goose outlet golden goose outlet parajumpers pas cher parajumpers pas cher parajumpers pas cher parajumpers pas cher parajumpers pas cher pandora outlet pandora outlet pandora outlet pandora outlet pandora outlet